Sıradan bir kadının yaşamı, gitiği yerler, günlük düşünceleri, hayata bakışı, rahatsız oldukları, mutlu oldukları, çevresindeki insanlar, merak ettikleri, ilgilendikleri vs. vs. vs.
günlük girişler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük girişler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ocak 2007 Salı
Günün Yemeği
Günün yemeği "keçi peynirli roka salatası". Oldukça elit entellektüel bir şey gibi duruyor ama aslında roka ve keçi peyniri sürülmüş 4 tane çeyrek ekmek dilimi ve biraz da cevizden oluşan, insanın dişinin kovuğuna girmeyecek bir şey. Ama neyse ki ben EE'nin yaptığı kurabiyelerle kendimi tıka basa doldurmuş olduğumdan bana yetti de arttı bile... Öğlen yemeği için eski ajanstan arkadaşlarımız DG, CA ve CK geldi, biz de GG ile gittik. 5 kişi toplam insan sayısı kadar gürültü yaptık. :))) CK'nın sakalları bizi bitirdi. Sir Arthur Conan Doyle yaa. Tam cinayet yazarları gibi olmuş. Bir de kel kafaya saçları uzatınca tabii. Allahım! :)))
8 Ocak 2007 Pazartesi
Günün Yemeği - Tavuk (mu acaba?)
Günün yemeği kuru fasulye-pilav. ND bize yaptı, EE ile birlikte bu akşam oradayız. Bu, bizim çok büyük bir olay olmadıkça her Pazartesi yaptığımız Pazartesi Tavuk Geceleri'nin, artık tavuktan bıktık farklı şeyler yapalım şeklinde devamı olan bir menü... Ayrıca EE, bize çoktandır, daha doğrusu asıl kurabiye canavarı olan bana, çoktandır söz verdiği kurabiyeleri de yapacak. Yemekten sonra da Türk Kahvesi yapıp ND'yi bize fal bakması için sıkıştıracağız. Kahveleri genelde ben yapıyorum. Eğer şanslıysak ND bize meyve de ikram edebilir. Ama soyup doğraması bizden tabii... :) Zavallı MD ise biz kızların muhabbetinden baydığı için yine bilgisayarının başında olacak... Pazartesi geceleri önemli!
Günün Çiçeği - Bütün Çiçekler
Bugünün çiçeği yok, hepsi bugünün çiçeği... Neden? Çünkü yakamda EE'nin aldığı kelebek şeklinde yaka iğnem var. O yüzden... O da bana bütün çiçekleri çağrıştırıyor.
Bu arada şu kelebeklerin avlanıp sonra çerçevelenip duvara asılmasına ben çok sinir oluyorum. Hiç bir canlı böyle bir davranışı hak etmez ama yaa... Gerçi evet çok az yaşıyorlar falan filan ama olsun her canlı düzgün ve onurlu bir şekilde ölüp doğaya geri karışmalı bana kalsa... Tabii hayvanları kesip kesip yiyoruz o da ayrı mesele ama onlar da bir anlamda doğaya karışıyor sayılabilir sanırım!!!
Bu arada şu kelebeklerin avlanıp sonra çerçevelenip duvara asılmasına ben çok sinir oluyorum. Hiç bir canlı böyle bir davranışı hak etmez ama yaa... Gerçi evet çok az yaşıyorlar falan filan ama olsun her canlı düzgün ve onurlu bir şekilde ölüp doğaya geri karışmalı bana kalsa... Tabii hayvanları kesip kesip yiyoruz o da ayrı mesele ama onlar da bir anlamda doğaya karışıyor sayılabilir sanırım!!!
7 Ocak 2007 Pazar
Günün Yemeği
Günün yemeği, dolapta kalmış makarna. Bunu mikrodalga'da (eğer yoksa ocakta tabii ki) bir güzel ısıtıp, üzerine bol yoğurt ve kırmızı biber döküp yiyoruz. Süper bir şey oluyor. Yanında da mandalina içerikli acaip bir gazlı içecek çok iyi gidiyor. Sonra da az şekerli Türk kahvesi ve üzerine çay. Bunlar benim damak tadımla ilgili kötü bir şeyler anlatıyor gibi gelebilirse de aslında öyle değilim. Bak, vallahi billahi değilim...
5 Ocak 2007 Cuma
Günün Olayı
Bugünün olayı sabah vapura son dakikanın son saniyesi yetişmemdi. Çok heyecanlı bir şey ama yaa... Ben geldim kapıyı kapadı adam, çımacı mı diyorlardı onlara? Sonra tabii oturacak yer yoktu. Haliyle ben de merdivenlere oturdum. Çok da çaktırmadım tabii etrafa ama hava acaip soğuktu sabah sabah. Neyse şu i-pod denilen şey çıktı da acaip insanın içini ısıtıyor valla şu müzik denilen şey ne güzel şey. İlahi bir şey adeta Allah sizi inandırsın. Konudan saptık ama sonra da otobüs durağına gittim, çat! DT1 geldi. Şu hayat bazen ne kadar kolay bazen de bir o kadar zor. İşte...
Günün Çiçeği - Kırmızı Gül
Bugünlük bir çiçek yok aslında ama bugünün çiçeğini "kırmızı gül" olarak belirledim. Nedenine gelince yılbaşı gecesini 2 kız arkadaşımla evde şarap içmece, 12 kişilik hazırladığımız yemekleri yemece ve de hiç ama hiç TV açmadan müzik dinleyip, muhabbet etmece şeklinde geçirdik. (ne bu yahu, mece mece?!) Sonracığıma, (konuya gelmek üzereyim!) tabii günün anlamı vesilesi ile herkes birbirine kırmızı don aldığından (üstelik annem de bana almış, çekmecelerden kırmızı don fışkırıyor, her tip var maaşallah!) tüm kırmızı donlarımızı açıyorduk ama öncesinde şöyle bir olay oldu: sevgili arkadaşım ND bana bir kırmızı gül almış; sandım ben, ama o aslında kumaştan yapılmış bir kırmızı güldü ve ben "ayyy, canım ya, ne zahmet ettin, ne bu ayol aşk-ı-ilan eder gibi" falan şeklinde yoğun bir iq eksikliği sergileyince Nevin'in de uyarısı ile anladım ki o aslında ortasına kırmızı don tıkışlanmış bir kırmızı güldür ki parmağını ortasına kanırtınca don ortaya çıkıyor. Süper yaratıcı bir şey valla. Neyse, annem onu banyoda yerde hemen klozetin yanında duran cam vazoya benzer şeyin içine yerleştirdiği her biri birbirinden bağımsız ve ne idüğü belirsiz kumaş çiçeklerin arasına dikmiş. Boyu biraz uzun ama kırmızı gül, kırmızı güldür. Yani güzel bir şey. Gerçi bunun ortası boş, sadece kenar yaprakları var ama güzel işte uzatmayalım...
Günün Yemeği
Günün yemeği Ayşe Abla tarafından yapılan portakallı kereviz!!! (annemin talimatları ile yapılan bu yemeği acaip çekinerek tattım, hiç fena değilmiş, çok entel dantel bir şey) ve de bezelye ya da bezelyeli havuç mu demeli o civarda güzel bir yemek. Afiyet olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)