8 Ekim 2007 Pazartesi

Bize "salaklık madalyası" taktılar...

04:30'da kalktım yataktan bu sabah... Bir duş, küçük bir bavul hazırlama, giyinme, kahvaltı falan derken; 05:40'ta evden çıkış. Ne o? Bizim uçak 08:15'te. Arnavutluk'a geliyoruz yine. Güya tabii... 06:30'da havaalanına vasıl olduk. Güvenlik kontrolü boş, oohh, geçtik. Kontuar boş, ohh, yine geçtik. 5 dakikada da pasaporttan geçtik. İçeride, freeshop'un hemen karşısındaki cafe'ye çöktük. Çay, kaşar peynirli croissant, yine çay falan derken, bir ara saatin 07:20, bir ara da 07:45 olduğunu gördüm. :) Demem o ki, kalktık, sigara aldık freeshop'dan ve bankadakilere çikolata, kapıya doğru yürüdük, yürüdük, yine güvenlikten geçtik, manasız bir uygulama ile zaten 15 dakikada açılan bilgisayarımı açtım, neyse bütün bu işkence bitti; kapıya gittik ki kapı duvar. Saat 08:05 idi ve boarding bitmiş, herkes uçağa gitmiş, uçağın kapısı kapanmış, uçak taksiye çıkmış, biz aptal gibi kapıda şaşkın şaşkın kalmıştık. Uçağa binme umutlarımız çok kısa sürede tükendi. Nasıl bir çare buluruz diye düşünmeye başladık, yukarı kattaki danışmaya gidin, sizi yönlendirirler dedi birileri, elimizde prezentasyon çantası, bilgisayar çantası, yok bilmemne çantası, freeshop torbaları, koştura koştura oraya, oradan pasaportlarımıza çıkış iptali yaptırmak için yine bir alt kata, bir kapıyı açtırmaya, oradan transit deskine, oradan bizi alan bir görevli ile sadece bizim gibi şaşkınlara nasip olan hiç kimsenin bilmediği özel bir pasaport ofisine, oradan uçaktan indirilen bavullarımızı almaya, oradan Albanian Havayolları Satış Ofisi'ne... Tabii öyle bir satış ofisi yokmuş, elimizde çantalar bavullarla yine bir cafe'ye çöktük. Hırsımı yemekten almak için vişneli muffin ve portakal-havuç suyu aldım. Öğlen 12:30'da kalkacak uçak için yeni biletler aldık. Sabah kaçırdığımız uçaktan ne kadar zarar ettiğimizi hesaplarken, çıkış vergilerini yeniden yatırmamıza gerek olup olmayacağının derdine düştük ve çıkmadığımıza göre yatırmamamız gerektiğine hükmettik. Artık havaalanında yaşamaya karar verecektik ki, yeni uçuşun kontuarı açıldı. Aynı işlemleri, deliler gibi yeniden yaptık, bavulları ver, boarding kartlarını al, pasaport kontrolünden geç... Bu kez cafe'ye oturmadık, gittik yukarıdaki özel bir "lounge'a oturduk. Bildiğiniz salon işte. Ama kurabiyeler süperdi allah için, kendimi zaten yemeye vermiştim, 5 tane falan da onlardan yedim, bir de vişneli mekik ki çok severim. Ama küçük boydu. Yine çay içtik, artık yemek içmekten kusacaktık ki, bu kez geç kalmamak için erken erken boarding kapısına gittik. Bir de çok komik, herkes erken geldiği için uçak erken kalktı. Böyle şeyi de ilk defa gördüm hayatımda. Albanian Havayolları ile uçunca da Türk Hava Yolları'nın gözünü sevdim. O ne kötü bir uçak yahu. Ama pilot iyiydi allah için, kuş gibi kondu Tiran'a... Uçakta sızmışım, gözümü Adriyatik kıyalarında açtım. Çok ilginç bir doğası var. Heryer dağlar, kıyı boyunca ise kusursuz düzlükler ve Ege gibi dantel kıyılar... Arnavutluk'ta daha keşfedilecek çok şey var da, tabii hep iş için gelince pek bir anlamı kalmıyor. Ama ahdettim gideceğim Gjirokaster'a...

4 yorum:

nesat dedi ki...

Biz inanılmaz çok güldük ve bu leyla halimizle çok eglendik yazdıklarına ve özellikle uçağı kaçırmanız bölümüne..
göçekten sevgiler, NÖ ve SK

atlantis dedi ki...

seni kümesten buldum oysa nlog kardeşiymişiz.ve ben o kümeste bir türlü üye olamadım kayıt edildi dendi ama şifrem gelmedi sanki seninde pek derdin di mi ?yok yumurtacıysan eğer beni kulçkadan kaldırmakta yardımcı olursan sevinirim ben de sen gibi tavuğum hem de sersem tavuk.yazını da böylece okudum .ne güzel seni kendime idol yapıp bloguma örnek olarak izindeyim istersen .ve uslubun o kadar rahatlatıcı ki sanki kendim yaşamış gibi oldum ..ben seni başka nasıl ziyaret edebileceğimi bilemedim

EA dedi ki...

Ne güzel şeyler söylemişsin, neredeyse şımaracağım. :) Ben de senin bloglarını inceleyeceğim. Kümeste niye öyle oldu, onu da kümesteki ortağıma sorayım hemen bakayım, nedir durum?! :) Çok ama çok teşekkür ederim. Bu aralar ihmal ettim günlüğü çok ama geri dönüşüm muhteşem olacak...

varol döken dedi ki...

şımar şımar, burayı da unut, beni de unut, ben yeni iş yerimde ne acılar çekeyim...

bir bilgisayarım bile yok anlıyor musun? hadi gülümse...