4 Mayıs 2007 Cuma

Başlıksız...

Gece yatıyorum... Ne kadar da şanslıyım... Yattığım yerden bembeyaz bir tabak gibi dolunay görünüyor... Gözlerim kapanmasın diye uğraşıyorum... Olmuyor. Belirsiz bir saatte uyanıyorum... Dolunay daha sağa ve yukarı doğru hareket etmiş... Artık penceremin ortalarında bir yerde. Bunun tam olarak ne yöne bir hareket olduğunu çözmeye çalışıyorum. Güney batıya galiba diye hesaplayıp yine uykuya teslim oluyorum... Yine bilemediğim bir saatte uyanıyorum. Hep aynı şekilde yatmama ve ne rüya gördüğümü anımsayamamama şaşarken yine dolunaya bakıyorum... Daha da sağa ve daha da yukarı hareket etmiş yani daha güney batıya (mı acaba?). O kadar güzel ki.... Artık pencerenin iyice sağına ve yukarısına ilerlemiş. Bir kez daha uyandığımda onu orada bulamayacağıma üzülüyorum. Bir gayretle kafamı doğrultuyorum, bakıyorum ışıkları denizin üzerine yansımış. Tanrıya bu güzelliği bana yaşattığı için teşekkür ediyorum. Dünyada kaç kişi benim şu yaşadığımı yaşamaktadır, yaşamıştır diye düşünürken bir kez daha uykuya teslim oluyorum... Bir sonra uyandığımda Alfie filmi için Mick Jagger'ın bestelediği "Old Habbits Die Hard" adlı parça çalıyor. Bu benim telefonumun alarm müziği. Her sabah saat 6 civarı bu şarkının başlangıç bölümlerini duyuyorum. Hiç bıkmıyorum. Hava aydınlanmış, dolunay artık gökyüzü ile neredeyse aynı renk. Lenslerimi takmadan seçmekte zorlanıyorum. Zorla kendimi yataktan atıp, duşa hareket ediyorum. Sular bedenimden dökülürken, yaşamak aslında ne kadar da güzel şey, yıllarca bu detayları göremeden kendimi nasıl da kahretmişim diye kendime (hayıflanmıyorum) gülüyorum...

Güzel bir Mayıs gününe kendimi bırakıyorum...

3 yorum:

zeynep dedi ki...

Süpersin sen yaa...
Niye fark etmiyorlar?
Kör mü bunlar?

nirva dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Çok içten yazılmış. Arkasını bekliyoruz. Durmak yok

EA dedi ki...

Böyle gaza ihtiyacım var işte, siz gazlayın ben cilt cilt kitap yazacağım... :))