9 Eylül 2007 Pazar

Tarih Eğitimi Meselesi...

Tarih Vakfı'nın dergisi Toplumsal Tarih'te bu ay Eğitim Bülteni diye bir ek var. Konu da tarih eğitimi. Tarih olgusunu ancak üniversitenin 3. sınıfında tam olarak anlayabilen, ilgi duyup okumaya başlayan ve kaçırdığı yıllara çok pişman olan biri olarak çok ilgimi çekti. Burada önce tarih eğitimindeki problemlerin bir özeti ile başlamışlar konuya. Şöyle bir bakınca o kadar vahim bir tablo var ki, buraya yazmadan duramadım.

1. Ezberi sürekli kılan bir eğitim yöntemi,
2. Çok kötü düzenlenmiş, tamamen ideolojik kılıflarla üretilmiş bir müfredat,
3. Sınav uygulamalarının tamamen anımsamaya dönük sorulardan oluşması,
4. ÖSS hazırlık aşamasında ezberin bu kez test tekniği ile geri dönülmez bir biçime sokulması,
5. Öğretmenlerin şikayetçi olması, ancak ne yapacaklarını bilmemesi ve üstüne üstlük denetime tabi oldukları için yapılan çalışmalar konusunda isteksiz davranmaları, bir başka deyişle müfettiş korkusu,
6. Mesleki eğitimin tamamen öğretmenlik üzerine kurulu "pedagojik" ağırlıkta seçilmesi ve akademik alana taşınmaması,
7. Ders kitaplarının, yazarından seçenine ve pazarlamasına kadar çok büyük bir rant oluşturması,
8. Tarih müfredatının Atatürk'ün ölümüyle bitmesi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan düzenin yıkıldığı bir dünyada yaşadığımızın unutulması ya da unutturulması,
9. Görsel malzeme yetersizliği ya da görsel malzemenin kullanılmaması inadı,
10. Öğrencilerin tamamen pasif durumda yer almaları.

Daha pek çok sorun dile getirilebilir yazmış Tuğrul Yakarçelik; gerçi bence sadece Tarih dersi de değil orta hatta yüksek eğitimdeki birçok dersteki sorunları özetlemiş. İçinde bulunduğumuz karanlık tabloya çok da şaşırmıyorum bunları okuyunca. Yıllardır biz dahil yetiştirilen insanların kaderi sadece ailelerinin ilgi ve bilgisine, kişisel yetenek ve çabalarına terk edilmiş durumda. Okullardan aldığımız şeyin çoğunlukla travma olduğunu düşünüyor ve artık üzülmekten vazgeçmeye karar verdiğim halde yine, yine üzülüyorum... Bu ülkeye çocuk doğurmak da büyük cesaret işi, bu ülkede yaşamak da. Üzgünüm ama artık böyle düşünüyorum...

Neyse ilgisini çekenler için bu ayki Toplumsal Tarih almaya değer. Konuya nasıl çözümler getirilebileceği de işlenmiş çünkü. Hatta tarih dostu olmak gerek. Her ay 5-10 lira bile yeter. Kendi tarihimize sahip çıkalım bari, ülkemize sahip çıkamıyoruz. Ülkemizi kaybedersek elimizde sadece o kalacak!

3 yorum:

varol döken dedi ki...

git kardeşim milletin kafasını bulandırma, ben ezberci sistemden memnunum, o olmasa hiç 72 soruda 70 net yapıp, okuluma birinci girebilir miydim? bunları araştıracağına sen bana bir tane hafıza bilimcisi bul... sonuçta her şey ezberleniyor, öğreneceğim diye kasmaya gerek var...

ayrıca hangi tarih, neyin tarihi? allah aşkına biz tarihe geçecek ne yapmışız ki? kitaplar yanlış sistemden değil, kitaba geçecek bir tarih olmadığından boş geçiyor... kurtuluş savaşı'ndan beri dünya sahnesinde yokuz... ve dünya yeni bir ilerleme çağına girdi... amerika zaten belli, avrupa, özellikle rusya, çin ve hindistan... bizim böyle bir dünyada 20 yıl içinde hiçbir önemimiz kalmayacak... sen ne anlarsın lan ezberci kara cahillerle 20 yıl sonra bu sayfada buluşuruz... yalnız ben haklıysam fena gülerim, zaten muhtemelen çok zengin olmuşumdur, fabrikatör kahkahası atarım...

EA dedi ki...

Ben başbakan olunca hayırlısıyla 20 yılda 120 yıllık gelişme kaydedeceğiz. O zaman sen de kabinede görevli olduğun için bu lafların hepsini yutacaksın canım. :))

Nevin dedi ki...

tarih konusundaki hassasiyetini anlıyor ve diyorum ki tarih tekerrürden ibaret!