27 Eylül 2007 Perşembe

Tiran diye bir şehir...

Bugün Arnavutluk'ta, Tiran'daki ilk günümdü... Çok ilginç bir yer burası. Minicik bir havaalanına iniş yaptık. Havaalanı yeni yapılmış, çok temiz bir yer ama küçüklüğü insanı sarsıyor, sadece 2 tane bagaj bantının olduğu bir yer ve zaten sadece 2 uçuş vardı. Biri İstanbul'dan gelen bizim uçuş, diğeri de Milano'dan gelen başka bir uçuş. Arnavutlar sıkı bavul ticareti yapıyor. Devasa paketlerle geliyorlar İstanbul'dan, hepsi de birbirine benziyor, sıkı sıkı koli bantları ile bantlanmış bu paketlerin hangisi kimin nasıl ayırıyorlar bir türlü anlayamadım...

Şehre girince iyice bir kültür karmaşası var. Bir bölüm aynen 70'li yılların Türkiye'si gibi. İnsanlar, giyimleri, davranışları aynı 30 yıl öncesinde kalmış gibi. Bu bölge ağırlıklı olarak Enver Hoca'nın komünist yönetiminin etkilerini hala taşıyor. Ama şehrin bazı bölgeleri var ki; Alsancak mı desem, Kızılay mı desem, Etiler mi desem, o kıvamda. Öyle ilginç ki, eskiden yasaklı olan ve sadece devlet görevlilerinin yaşadığı, şimdi "Blocked" olarak adlandırılan mahalle, serbestlik geldikten sonra en sıkı eğlence merkezi olmuş. Bayağı bir Nişantaşı havası var. Hani hep yasaklı olan çekicidir ya, sanırım o psikoloji ile bu duruma gelmiş olmalı...

Dünyada yediğim en güzel deniz mahsullerini burada yedim bugün. Öğlen yemeğinde, kaldığımız otelde yediğimiz kalamar, ahtapot, midye, karides ve deniz mahsülleri rizotto olağanüstüydü. Başka bir kelime bulamıyorum çünkü lezzeti şimdiye kadar hiç tatmadığım kadar muhteşemdi. Akşamda burada meşhur olan bir Yunan Lokantası'na gittik. Bir o kadar olağanüstü bir barbun yedik ki, normalde barbunda farklı bir deniz kokusu olur, hani dip çamuru gibi bir koku. Bu hiç öyle değildi. Bir de menemen sosuna benzer ama peynirli bir sosla bir midye yapmışlardı ki, hala tadı damağımda. Sözün özü burada deniz mahsülleri hiç bildiğiniz gibi değil...

Mimari de çok ilginç Tiran'da. Komünist dönemde binalar çok renksiz olduğundan, şu andaki belediye başkanı takmış kafaya şehri renklendireceğim diye, bir yandan renk renk modern binalar yapılıyor, bir yandan eski binalar yenileniyor, renklendiriliyor. Renklendirmek derken, pantone kataloğu gibi onlarca bina gördüm, çok komikler. Hatta belediye başkanı kendisi de ressammış ve desenler çiziyormuş binalara, kendi elleri ile. Bayağı matrak yani...

Buradaki kadar Mercedes markalı otomobil herhalde Almanya'da dahi yoktur. Herkeste Mercedes var, bu nasıl iş anlamadım. Bir de fazlasıyla Alpet istasyonu var. Alpet biraz da Albanian Petrol gibi bir isim çağrıştırmasını avantaj olarak kullanıyor sanırım.

İnsanlar çok güzel, çok güleryüzlü, çok canayakın. Özellikle de Türklere karşı çok ilgililer. Dünyada bizi gerçekten seven tek millet Türkler diyorlar, çok hoşuma gitti...

Yarın yakın başka bir kaç şehire gideceğiz. Burada yollar da, özellikle şehirlerarası yollar fena virajlıymış, Enver Hoca insanların ulaşım özgürlüğü olması diye özellikle yaptırıyormuş yolları böyle. Ne acaip paranoyaları olan bir adammış, anlata anlata bitiremiyorlar... Bunları da artık yarın bilahare anlatırım...

Dün gece çok geç yattım, 04:30'da kalktım. 08:15 uçağı ile geldik ve bütün gün toplantı yaptık. Kafam kazan gibi. O yüzden hemen yatmak istiyorum ama bugün güzel bir gündü ve vallahi ben Arnavutluk'u sevdim. Buradan Arnavut arkadaşlarım NÖ ve ND'ye de selamlar yollayayım, dönünce detaylı izlenimlerimi paylaşırım, sözlü olarak. :))

4 yorum:

Ersel Serdarlı dedi ki...

Benim de büyük ananem Arnavut kökenliydi. Ama tabi bi dedemin Acem öbürünün Karadeniz ve babanemin Varna göçmeni olması sebebiyle ben kendimi yine de en fazla İstanbul'a ait hissedebiliyorum. Karışık bi durum yani. Off düşünmek bile yoruyo bu konuyu zaten yıllardır. Bak yine yoruldum!

Ozcan Asilkan dedi ki...

Gelecek ay ilk defa Tiran' a gitmeyi planladığım için şehir hakkındaki ilk gün yorumunuzu bir solukta okudum. Daha sonraki günlerdeki izlenimlerinizi de yazdınız mı, merak ettim, burada rastlayamadım. Uzun süreli olarak yaşamaya değer bir şehir mi sizce ?

EA dedi ki...

Daha sonraki günlerde yazmadım, aslında yazacak şeyler var da ben bu aralar günlüğü ihmal ediyorum ne yazık ki.

Tiran ilginç bir şehir. Hep diyorum ya 70'li yılların İstanbul'una benziyor biraz. Türkiye'de bir Anadolu şehri gibi de denilebilir. Su ve elektrik sıkıntısı oluyor sık sık. Yeni yapılan evler güzel, kiralar pahalı. Trafik bir keşmekeş ama mesafeler çok kısa olduğundan o kadar da batmıyor. Yaşamaya gelince çok kolay bir şehir diyemem. Ama sıcak bir şehir. Müşterimiz olan BKT'nın orada yaşayan bir çok Türk yöneticisi var. Onlar da mutlu mesut yaşıyorlar gördüğüm kadarı ile. Yani olur mu olur. :)

Ozcan Asilkan dedi ki...

Bazı sitelerde okuduğum birtakım olumsuz yorumlar içimi sıkmıştı, ama sizin daha sevecen ve olumlu yorumlarınız rahatlattı beni. Çok teşekkürler..